19 Mayıs 2012 Cumartesi

BÜYÜK OSMANLI CUMHURİYETİ ’ne yaklaşırken….


Ülkemizde Anayasa tartışmaları birçok alan da sürmekte, herkes bir ucundan da olsa bu tartışmalara katılıyormuş gibi.
Epey zamandır yazmadım bu yazıyı daha önce yazmak istiyordum ama olmadı. Aşağıda yer alan harita bana 2008 yılında Amerika’da yaşayan bir arkadaşım aracılığı bir Amerikan think tank kuruluşundan ulaştırılmıştı. O zaman bunu sadece bir senaryo olarak düşünmüş ve gülmüştüm. Şimdiki Anayasa tartışmaları ile birlikte ele alındığında senaryodan öte planlı bir durum olduğu gün yüzüne çıkmaya başlamış oldu.

Bu harita ilginçti, Batı’da Makedonya, Bosna- Hersek- Kosova- Karadağ, Bulgaristan ve Yunanistan’ı, doğuda Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ı Güneydoğu’nun ise hepsini içine alan ve ortasından Türkiye’nin bulunduğu geniş alanı kapsayan federatif bir yapıdan söz etmekte idi. Bu federatif yapının merkez ülkesi ise Türkiye olarak gözükmekte idi. Federatif yapıda elbette bir başbakanlık sistemi yerine bir BAŞKANLIK sistemi öngörülmekteydi. Son Anayasa tartışmalarında da başkanlık sisteminin gündeme gelmesi tesadüf olmasa gerek. Haritada gösterilen coğrafi alan 13 ayrı federasyondan oluşmakta idi. Türkiye’nin İran’ın Irak’ın ve Suriye’nin de bir kısmını kapsayan bence bir sakıncası da olmayan Free Kürdistan’da yapı içinde yer almaktaydı. 
Başbakan Kürt sorununu çözeceğiz ve Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanıyım derken bütün bunları biliyor olmalı idi. Anayasa tartışmaları üzerinden gidecek olursak, her ne kadar mevcut hükümet sanki nasıl bir anayasa olmalı sorusunu herkese danışıyormuş gibi görünse de aslında sanki bu plana herkesi alıştırmaya çalışıyordu. 13 ayrı federasyondan oluşan bu yeni cumhuriyet bölgenin tümünün yönetimini ABD’nin güdümünde Türkiye’ye bırakan bir plan gibi görünmekte.
Aslına bakılırsa bu yeni anayasanın özgürlükçü ve herkesi içine alan tüm etnik unsurlara yaşam hakkı tanıyan bir yapıda olması en azından benim tarafımdan beklenmiyor. Mevcut hükümetin de böyle bir derdi olduğunu düşünmüyorum. Mevcut hükümet bölgeyi kontrol edersek partinin ikinci harfi olan Kalkınmayı nasıl lehimize çeviririz derdinde. Tüm ekseni ve gelecek öngörüsünün bunun üzerinden biçimlendiğini düşünüyorum. Bu fikre kapılmamı sağlayacak çok sayıda donenin de bulunduğu açık, Kanun Hükmünde Kararnamelerle ülke yöneten ve TBMM’yi dışarda tutan ve halkların sözlerini görmeyen bir yapıyı elde ettikleri oy ile gerçeğe dönüştürmekteler. Örneğin 2B arazilerinin satışı, Türkiye kurulduğundan beri kararlaştırılmış tarihsel ve kültürel yapıların tümünün elden geçirileceği kararı, sağlık sektöründeki özelleştirmeler, ulaşımdan devletin giderek elini çekmesi, okulların ve genel olarak eğitimin giderek para eksenli hale gelmesi falan derken yarın satılık ülke Türkiye derlerse şaşırmayacağım.   
Dolayısıyla bence Büyük Osmanlı Cumhuriyeti adı bence Büyük Ortadoğu Projesinin olgunlaşmış halidir. Zaten mevcut hükümetin yerel seçimleri öne almaktaki temel derdi de budur. Yerel seçimler ülkedeki birçok insanın itiraz edeceği ve çok büyük bir dönüşümün önüne geçmeden halledilmek istenmektedir ki Anayasa tartışmaları ile birlikte bir başkanlık sistemi ve federatif yapı taslağı taslak olmaktan çıkıp gerçek olabilsin.

Yazdıklarımı bu adam kafayı yemiş nasıl bunları düşünebilir diyenler çıkacaktır. Ama bütün bunları ben düşünmedim sadece çıkarsadım. ABD’li think tank bunu planlamış ve mevcut hükümette buna uyuyor. Ama kötü olan şu ki bu ülke topraklarında yaşayanlarda uyuyor. Son not ilk uyuyor uyumak son uyuyor ise umursamamak anlamında…….